İman esaslarının ilki ve en önemlisidir. İnsan gerçek manada Allah’a iman ederse dünya ve ahirette huzur bulur. Allah’a iman olmadan diğer iman esaslarına inanmanın bir anlamı yoktur.
Allah’a iman duygusu insanın yaratılışında vardır. İnsan zayıf ve aciz olarak yaratılmıştır. Bu yüzden gücünün yetmediği yerde, her zaman yardım isteyecek bir ilah aramıştır. Bir kısım insanlar gerçek dini duygu ve inanıştan uzak oldukları veya uzak kaldıkları için, yanlış ilah edinmişler, bazen güneş tanrısı, bazen gök tanrısı, bazen de yer tanrısı edinmişler ve cansız varlıklardan yardım isteyecek kadar kendilerinin acizliklerini hissetmişler.
Günümüzde inanmayan insanlar bu tür ilahlar edinmeyip, ya şekilde eskilerden farklı, mahiyette aynı ilahlar ediniyorlar yada ilahları tamamen reddetme yolunu tutuyorlar. Bu yolu tutanlar arasında toplum içinde önemli yer tutan insanlar da var. Mesela ateizm ve dinsizlik akımları basit seviyeli, serseri insanlar tarafından temsil edilmiyor. Okulda öğretmen, mahkemede hakim ve avukat, başka bir yerde yönetici olarak karşımıza çıkabiliyor. İnanç yönünden boşluğu olan insanlarda onların etkisinde kalabiliyor. Bu nedenle biz Allah’a iman ve diğer iman esaslarına daha değişik bir yaklaşımla bakacak ve nasıl inanacağımızın yanında, neden ve niçin inanacağız? sorularına da cevaplar vereceğiz.
İlk olarak İmanın esaslarının ilki olan Allah’a imandan başlayacağız. İlk olarak inkarcıların yaratılışla ilgili ortaya attıkları iddiaları ele almak istiyoruz. Yaratılışı Allah’a vermeyenlerin iddiaları üç gurupta toplanır. Biz ilk önce bu iddiaları çürütecek, daha sonra kendi inandığımız, her şeyi Allah yaratıyor gerçeğini kainattaki delilleriyle ifade edeceğiz.
Allah’a inanmayanların iddiaları 3 gurupta toplanır.
Var olan her şey sebeplerin bir araya gelmesi ile meydana gelmiştir.
Kendi kendine olmuştur.
Her şey tabiatın tesiri ile oluyor, yani tabiat yaratmıştır.
Bunların iddialarını tek tek çürüttükten sonra, her şeyi Allah’ın yarattığı gerçeği karşısında denecek başka bir şey kalmayacaktır.
Her şeyi sebepler yaratıyor:
Gözümüzle gördüğümüz şeylerin sebeplerin bir araya gelmeleriyle yaratılmaları imkansızdır. Bu imkansızlığı bir kaç misalle anlatalım.
Bir eczane düşünelim. O eczanede yüzlerce ilaç olsun. Her bir ilacın yapımı için çok hassas ölçülerde maddeler gerekmektedir. Eğer bir ilaçta bulunan maddelerden bir tanesi 1 miligram fazla olsa o ilaç şifa yerine zehir olacak.
Şimdi bu ilaçların nasıl meydan geldiği konusunda karşımızda iki yol var.
Eczanenin içerisinde ilaç yapımında kullanılan madenlerin bulunduğu kavanozlar vardı. Eczanenin penceresi o gece kendiliğinden açılıyor. Pencerenin açılmasıyla içeri giren rüzgar kavanozları deviriyor. Devrilen kavanozlardan dökülen madenler bir araya gelip ilaç paketlerini meydana getiriyor dersek buna inanır mısınız?
Sebepler pencereyi açıyor, yine bir sebep olan rüzgar içeri giriyor ve ilaçlar meydana geliyor. Bu şekilde meydana geleceğine kimseyi inandıramazsınız.
Ama bu ilacı; akıl, bilgi ve uzmanlık sahibi bir kimyacı yaptı dediğimiz zaman bu ikinci yol daha inandırıcıdır.
Ateşi, odunu, yemeği yan yana koysak, ve bunların yemeği ısıtmasını esecek bir rüzgardan beklersek, açlıktan ölürüz ama o yemek yine pişmez. Torunlarımızın torunları da o yemeğin piştiğini görmez. Sebepler yaratıyor diyenler yemeklerini bu yolla pişirmeyi deneseler sebeplerin hiç bir şey yaratamayacağını da görüp öğrenmiş olurlar.
Düzenleyen MAVORE - 07-Mart-2010 Saat 10:22